| Dolar | 1,5290 | ![]() |
| Euro | 2,1280 | ![]() |
| IMKB | 27,006 | ![]() |
|
Bu bir O-BU-A haberidir
21 Kasim 2008 21:12
.hurriyet2008-detailbox-newslink { font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:13px; font-weight:bold; text-decoration:none; color:#000000;} .hurr... ![]() SEMÝH UÇAR'IN FOTOÐRAFLARI - GALERÝ Ben Semih Uçar'ý Cumhuriyet gazetesinin 13. sayfasýnda gördüðüm deðerli müzik adamý Ersin Antep'in yazýsý ile tanýdým. Yazýnýn baþlýðý "Ýyi obuacý, iyi dönerci"ydi... Ne demekti iyi obuacý ve iyi dönerci? Telefonlar, konuþmalar, susmalardan sonra ben umudum kýrýlarak öðrendim. Siz de öðreneceksiniz. TEKMÝLÝ BÝRDEN BAÞLIYOR... Bursa'daki hocalarýnýn yüreklendirmesiyle henüz 17 yaþýndayken Bursa'lý Semih, týpký soyadýnda olduðu gibi Almanya'ya uçuyor. Tarihinde ilk kez bu yaþta bir öðrenciyi "özel yetenek" olduðu için kabul eden Liszt Akademisi'ne giriyor. Ne güzel. Ama... Türkiye'den giderken "seni destekleyeceðiz" diyenlerin maddi vaatleri, oraya ulaþtýðýnda Türkiye'de kalýyor. Ýþ, onu minik "çýkmalarla" destekleyen hocalarýna, fakat daha çok babasýna, annesine kalýyor. Onlar diþlerinden týrnaklarýndan artýrýp Semih'e göndermeye çalýþýyorlar. Olabilir, anne baba olmak kolay deðil. Zaten onlar da hiç þikayet etmiyorlar. Eðitim güzel gidiyor. Bu arada daha da güzel bir geliþme oluyor. Semih, Berlin Flarmoni Orkestrasý'ndan "Bizimle konsere çýk" önerisi alýyor. Dile kolay dünyaca ünlü Berlin Flarmoni Orkestrasý... BERLÝN! Semih o konseri bana telefonda anlatýrken "Aslýnda" dedi ve þöyle devam etti: "Aslýnda ben hiç heyecanlanmam konserlerde. Daha küçük yaþlarda orkestra önüne çok çýktým çünkü. Ve yaptýðým en iyi iþ obua çalmak. Fakat, Berlin adýný duyunca ilk aklýma gelen þey, obuam oldu. Niye mi? Çünkü, benim enstrumaným eski, tam 8 yýllýktý. Ya, sahnede o koca orkestranýn önünde çalarken bir falso olursa, ya bir aksaklýk olursa dedim. Panikledim. Konsere çýktým ama korkuyla. Konser bitti de bir de bana sorun. O gün karar verdim. Yeni bir obua alacaðým... Bursa'ya aileme durumu bildirdim. Sonra hocalarýmdan biri akýl verdi. Bankadan kredi al, küçük taksitlerle ödersin... Yine hocalarým araya girdi, bir yerden yeni ve çok hesaplý bir obua aldým. Babamlar bana para gönderiyor, ben de bankaya taksitleri ödüyordum ki..." Birden babasý rahatsýzlandý Semih'in. Henüz 49 yaþýndaydý. Pat diye ansýzýn onlarý yanlýz býrakýp gitti bu dünyadan! Semih orada, Almanya'da, annesi burada Bursa'da kalakaldýlar... HER ÞEY YENÝ BAÞLIYOR Boþuna demedik deðil mi bu bir O-BU-A haberidir diye... Bocalama baþlýyordu. Ýþler iyi giderken tam, bozulmuþtu ayar. Semih annesine kaldý. Emekliydi annesi. Emekli maaþýný aldýðý bankadan kredi çekti. Bir süre onunla idare etti Semih Almanya'da. Olamazdý, olmadý zaten. Liszt Akademisi tarihindeki en genç öðrenci Semih, neredeyse "bir gecede" olgunlaþtý. Bir gün aniden "dönerci olmaya" karar verdi. Türk dayanýþmasý ile bir Türk dönercinin yanýnda garsonluða baþladý. Annesinin gönderebildiði, dönerciden aldýðý idare eder mi? Etmedi. Almanya þartlarýný bilenler bilir, etmez. Dolayýsýyle bir dönerci yetmedi, bir kaç dönercide çalýþmaya baþladý. Türkiye'nin geleceði belki de en parlak obuacýsý döner kesiyor, servis yapýyor, bulaþýk yýkýyor, hesap alýyordu. Gündüzleri okul, okuldan sonra gece yarýlarýna kadar döner. Dön baba dön... Olabilir, "Nice baþarýlý iþ adamlarý, nice ünlü müzisyenler, bilim insanlarý hep böyle zorlu dönemlerden geçmiþ, týrnaklarýyla kazýya kazýya bir yerlere gelmiþler" diyebilirsiniz. Deyin ama, kazýn ayaðý öyle deðil. En azýndan þimdi henüz 20 yaþýndaki Semih Uçar için öyle deðil. SIKINTI BASTI DEÐÝL MÝ? AMA LÜTFEN DEVAM EDÝN Memleketimizin hay huyu, huyu suyu munis insanlarý bile þaþýrtabilir. Semih'in yaþamýndaki bu bölümde iþte bu memleketin hay huyundan söz edeceðim. Fakat baþtan belirteyim, bu öðrendikleriniz ve þimdi öðrenecekleriniz bile Semih'in müzik aþkýný, bir gün bu memlekete yararlý bir müzik adamý olma tutkusunu etkilememiþ. Devam... Kýsaca Semih'e Türkiye'den damlayan anne parasý ve kýsa sürelerle çalýþtýðý iþlerden gelen para yetmemeye baþladý. Okula gitmek, en aza indirilmiþ temel masraflar, eðitim için alýnan çok küçük bir kredinin ve de özellikle yeni obuanýn taksitleri bir iki gün derken, bir ay, iki ay aksamýþ... "Bugünlerde" diyor Semih "Çok caným sýkýlýyor. Her kapý çaldýðýnda ödüm kopuyor. Tamam diyorum bankadan geldiler. Polis geldi..." Telefon ediyor, böyle sýkýntýlý günlerinde annesine Semih. "Nasýlsýn" diye soruyor annesi. Cevap: Ýyiyim... Anne dese, "Bana para..." Demiyor, diyemiyor. Çünkü biliyor. Annesinin 900 YTL'lik emekli maaþý çekilen kredilerin geri ödemeleri ile 500 YTL'ye inmiþ. Yani kadýncaðýz Türkiye'de 500 YTL ile geçinme mucizesi yaratýyor her ay. "Ýyiyim" diyor annesine telefonda, "Çok iyiyim..." Annesi bilmiyor ama ben size söyleyeyim Semih Uçar hiç iyi deðil! BÝTMEDÝ! NE YAZIK BÝTMÝYOR... Bir gün bir telefon geliyor Semih'e. Arayan Türkiye'nin Baþkonsolosu... Adý mühim deðil. Bir yerlerden duymuþ ya da birileri ricacý olmuþ. "Sana" diyor Semih'e, "Burs vereceðiz..." BURS... Allah, yaþasýn bitti sýkýntýlar, koþtu yardýma devlet baba... Baþkonsolosluða koþacak ama, öyle kýsa bir mesafede deðil orasý. Trenle gidiþ dönüþ 200 euro... Gidiyor. Güzel haber. Baþkonsolos, "Sana burs vereceðiz. 3 ayda bir alacaksýn, hesabýna yatacak" diyor ve ekliyor: "3 ayda bir eline 300 euro geçecek!" "Daha þimdiden 200 eurosunu harcadým" diyemiyor, teþekkür edip çýkýyor. Gerçekten ilk 3 aylýk dilimi alýyor. Sonra sýra ikinci 3 aylýðý almaya gelince para bir türlü yatmýyor hesabýna. Telefonlar falan derken, Baþkonsolosluk yetkilisi, "Bürokratik engeller var, sana bursu veremeyeceðiz. Ancak senin bizden 2 aylýk alacaðýn var. Fakat bunu yine bürokratik engeller yüzünden senin hesabýna gönderemiyoruz. Buraya gelip elden alman gerek" diyor. Oraya, Baþkonsolosluða gidiþ dönüþ 200 euro zaten. Gitmiyor almaya o parayý. Oturup bir mail atýyor Baþkonsolosluða, sözlüðe bakýyor "Bürokratik engel" nedir diye. Þunu buluyor karþýlýk olarak bürokrasiye: Kýrtasiye... Gördünüz deðil mi O-BU-A'yý. Semih Uçar orada Almanya'da. Annesi burada, Bursada. Telefonlarý yerleri yurtlarý, birbirinden lezzetli dönerci dükkanlarý, Liszt Akademisi'nin adresleri hepsi belli, bende var. Onu daha yakýndan tanýmak isteyen BÜYÜKLERÝMÝZ için bir kaç ipucu daha verelim. Semih'i, Almanya'da o baþarýlý Akademi'ye gitmek için ikna edenlerin baþýnda gelen Uludað Üniversitesi Devlet Konservatuvarý Müdürü Ýsmail Göðüþ'e, ünlü Berlin Alman Operasý'nýn solo obuacýsý Prof. Matthias Baecher'e, Türkiye'nin saygýn müzik adamlarýndan Ersin Antep'e, çift diploma almak için türlü sýkýntýlara katlandýðý Akademi'nin yöneticilerine sorabilirler. Yoksa, Semih Uçar Almanya'dan "kaçarcasýna" onca sýkýntýyý boþuna çekmiþ ve de "OBUASINI SATAN ADAM" olarak gerisin geriye dönecek. BÝTTÝ... Þimdi daha önemli iþlere vakit ayýrabiliriz...
Bu haber 9 defa okundu. |
Türkiye
Son Dakika
|
|
© 2000-2007 Tüm haklari saklidir. Ýzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayinlanamaz.
|
|